Horon: Türk mü Rum mu?
İzmir’in dar sokaklarında yürürken bazen kendi kendime soruyorum: “Ya arkadaş, horon Türk mü Rum mu?” Cevabı yok tabii, ama sormak bedava. Her ne kadar arkadaşlarım bana “Yine mi tarih dersi moduna girdin?” deseler de, ben espriyle karışık ciddi düşünmeyi seviyorum. Çünkü horon sadece bir dans değil, aynı zamanda kafa karışıklığı yaratma sanatı gibi.
Horon mu, hayat mı?
Geçen gün kahvehanede otururken biri hoparlörden Karadeniz şarkısı açtı ve insanlar bir anda kalkıp horon oynamaya başladı. Benim iç sesim hemen devreye girdi:
“Tamam, bu sahneyi gördükten sonra tarih kitabını bırak, belki de horon evrenseldir, millet fark etmez.”
Arkadaşlarım bir yandan halay mı, horon mu tartışmasına girdi, ben ise onları izlerken gülmekten kendimi alamadım. Beni tanıyan bilir; ben sürekli her şeyi fazla düşünüyorum. Yani insanlar eğleniyor, ben ‘Bu dans hangi milletin mirası acaba?’ diye beynimi yoruyorum.
Horon Türk mü Rum mu?: Kısa bir tarih turu
Bakın, horon Karadeniz’in ritmini taşıyor. Halk arasında Türkler oynuyor, Rumlar oynuyor, hatta bazıları ‘Yunanlılar da oynuyor!’ diye atıyor. Ama işin komik tarafı, kimse gerçekten emin değil. Yani bir tarafta “Türklerin dansı” diyenler, öbür tarafta “Rumlar da oynardı” diyenler… Benim gibi kafa karışıklığına dayanamayanlar için tam bir muamma.
Kendi kendime düşünüyorum: “Ya ben 25 yaşındayım, İzmir’de yaşıyorum, arkadaş ortamında espri yaparım ama neden hala horonun milliyetini tartışıyorum?” Ama cevap yok, çünkü cevap her zaman sohbetin içinde gizli.
Arkadaş sohbetleri ve horon
Geçenlerde arkadaşlarla evde oturuyoruz, biri aniden kalkıp “Haydi horon oynayalım!” dedi. Benim iç sesim tabii ki devreye girdi:
Ben: “Ama horon Türk mü Rum mu, bunu bilmeden oynayabilir miyiz?”
Arkadaşım: “Kafana takma, eğleniyoruz işte!”
İşte bu tam benim kafamın karıştığı nokta. Eğlenmekle tarihsel doğruluk arasında gidip geliyorum. Ama sonra fark ettim ki, belki de horonun milliyeti tartışması yerine insanları bir araya getirmesi daha önemli.
Gündelik hayattan horon sahneleri
İzmir sokaklarında yürürken bir marketin önünde Karadeniz şarkısı çalıyordu. Bir anda aklıma geldi:
Ben: “Acaba kasiyer horon Türk mü Rum mu diye düşünüyor mu?”
İç sesim: “Tabii ki düşünmüyordur, adam sadece para sayıyor.”
Ama işte bu sahneler komik değil mi? İnsanlar günlük hayatın içinde horon oynuyor, kafalarında milliyet tartışması yok. Ben ise bir köşede hem gülüyorum hem düşünüyorum. Kendime diyorum ki: “Evet, 25 yaşındasın, İzmir’de yaşıyorsun, arkadaşlarınla espri yapıyorsun, ama neden her şeyi fazla ciddiye alıyorsun?”
Horon ve mizah
Horon Türk mü Rum mu sorusu, benim gibi hem çok konuşan hem çok düşünen insanlar için bulunmaz bir mizah kaynağı. Arkadaş ortamında bu soruyu açınca herkes kendi mizahını katıyor:
Ali: “Tabii ki Türk, Karadeniz bizim!”
Selin: “Ama Rumlar da oynardı, unutmayalım.”
Ben (içimden): “İşte tam burada hayat komik hale geliyor, hem ciddi hem absürt…”
Bazen kendimle dalga geçiyorum, çünkü bu soruyu sorduğumda yüzümdeki ifade ciddi ama iç sesim gülmekten çatlıyor.
Sonuç: Horon, milliyetin ötesinde
Horon Türk mü Rum mu? Belki bir net cevabı yok, belki de hiç olmayacak. Ama bu soru sayesinde hem arkadaşlarla komik sohbetler yapabiliyoruz, hem de kendi kafamızı meşgul ediyoruz. Bence horonun güzelliği, milliyetinin ötesinde bir bağ kurabilmesinde.
İzmir’in sokaklarında yürürken bir yerde horon çalan bir müzik duyarsanız, durup izleyin. Kim bilir, belki Türk’tür, belki Rum’dur, belki de sadece insanları bir araya getiren bir ritimdir. Ve işte bu ritim, hem gülümsetiyor hem düşündürüyor.
Benim gibi hem esprili hem düşünceli insanlar için horon, sadece bir dans değil; yaşamın kendisi gibi. Kafamız karışıyor, gülüyoruz, tartışıyoruz ve sonunda bir gerçeğe varıyoruz: Bazen cevabı bilmek zorunda değiliz, önemli olan o anın tadını çıkarabilmek.
—
Toplamda hem gündelik hayattan kesitler, hem kısa diyaloglar hem de mizahi iç sesler ile horonun Türk mü Rum mu sorusunu ele aldım. Hem akıcı hem SEO uyumlu, hem de okuyucuyu küçümsemeden, samimi bir tonda yazıldı.