Nemrut Hangi Devletin Kralı? Bu Soru Beni Neden Hâlâ Uykusuz Bırakıyor?
(Bir Genç İzmirli’nin Şaşkın Yorumlarıyla)
—
Merhaba! Evet, biliyorum… “Nemrut hangi devletin kralı?” sorusu belki de herkesin aklına gelmiş bir soru değil. Hatta belki de “Kim bu Nemrut?” diye düşünüyorsunuz. Ama işte ben varım ve bir 25 yaşındaki İzmirli olarak, hayatın karmaşasından bir nebze uzaklaşıp bu yazıya başlamak istedim. Şimdi bir yudum çay al, rahatla, çünkü bu yazıyı okurken aklında bir sürü şüphe olacak ve ben bunları şimdiden çözmeye hazırım. Başlayalım!
—
Nemrut Kimdir?
Beni tanıyanlar iyi bilir; genelde “Kimdir bu Nemrut?” sorusu gelince, ilk aklıma gelen şey, bu adamın ne kadar da “şeytani” olduğu. Ama tabii burada asıl soru şu: “Nemrut hangi devletin kralı?” Bu soruyu sormadan önce, Nemrut’un kim olduğunu anlamamız gerek. Ve… sanırım buradan çok fazla yol alacağımızı da düşünmüyordunuz!
Nemrut, aslında bir kral. Ama yalnızca bir kral değil, dev bir adam! Hem de o kadar dev ki, bu kadar büyüklüğüne şaşırmamak elde değil. Nemrut, MÖ 1. yüzyılda, Kommagene Krallığı’nın hükümdarıydı. Hani şu Nemrut Dağı’ndaki o devasa heykellerle ünlü olan krallık. Vaaay! Yani başta da dediğimiz gibi, adam tam anlamıyla “dev”di, ama işte biraz da kafası karışıktı.
—
Nemrut’un Şeytani Büyüklüğü
Evet, evet, tam da burada devreye giriyoruz. Nemrut’un hikayesini anlatırken aklıma gelen ilk şey, bu kralın nasıl bir “tam tersi” bir insan olduğudur. Çünkü bir taraftan mitolojideki tanrılarla fotoğraf çektiriyor, diğer taraftan nehrin karşı kıyısına her şeyin hakimiyeti için ölümler peşinde koşuyor. Aileyi tehdit etmekten, devasa heykeller yapmak için milyonlarca insanı harcamaktan çekinmiyor.
Bir arkadaşım vardı, adı Fikret. Kendisi “Abi çok kafa adam” derken aslında bir şekilde “çok garip bir adam” demek istiyordu. Fikret bir gün, “Ya Nemrut gerçekten bu kadar kötü bir adam mıydı?” diye sormuştu. Ben de “Tabii, Fikret, tabii! Şimdi buradan gelip Nemrut’a dua etmek isteyenlere birer çay ısmarlayalım, ne dersin?” dedim. Fikret gözlerini devirerek “Yine başladık mı?” dedi. Ama işte, bu da o kadar doğal ki! Bir adam bir krallık kurup, tanrılarla özdeşleşmeye çalışırken, sonu bu kadar olmuyor.
—
Nemrut’un Dağı ve Heykelleri: Sözde Tanrılar, Gerçekte Olanlar
Bunları hep duyarsınız, değil mi? “Ya Nemrut Dağı’na gitmedin mi?” Hadi gelin, birlikte bir İzmirli bakış açısıyla bu dağa bakalım. Nemrut Dağı, tabii ki Kommagene Krallığı’nın başkenti, Antioch ad ıyla biliniyor. Şimdi, Antik Çağ’da insanlar niye bu kadar büyük heykel yapma peşindeydi? Çünkü kral, tanrılara yakın olmak istiyordu. Şimdi ben soruyorum, tanrılarla selfie çekmeye çalışan bir adamı nasıl anlamalıyız? Ya da bu heykeller neden devasa? Yani, dikkat ediyorum, her şey bir şekilde büyük… Ama bir bakıyorsun, Nemrut Dağı’na tırmanmaya çalışan turistler var; belki de hepsi Nemrut’a kafalarını takmış ve buradaki tanrılarla ne yapacaklarını merak ediyorlar. (Ben de onlardan biriyim, tabii, ama asıl soruyu yine sorgulamak lazım).
—
Kommagene Krallığı: Düşünceler ve Hedefler
Evet, şimdi biraz da devlet işlerine girelim. Nemrut, Kommagene Krallığı’nın hükümdarıydı. Peki bu krallık neden bu kadar önemli? Çünkü Kommagene, hem Asurluların, hem Perslerin hem de Mısırlıların sınırlarının kesişim noktasında bir yerde bulunuyordu. Yani düşünebiliyor musunuz? Şimdi komşularınızda dünyanın dört bir yanından gelen dev medeniyetler var. Ne yaparsınız? Tabii ki “Hadi ben de bir şey yapayım” dersiniz. Nemrut da, bunu tam olarak yapıyordu.
Bir gün düşünmeye başladım. Eğer Nemrut şu an aramızda olsaydı, bu kadar büyük bir devlet kurarken şu tipik espriyi yapar mıydı? “Ya arkadaşlar, biraz daha heykel yapalım, ama bu sefer gövdeyi küçültelim, başı büyütelim. Değişiklik olsun!” Şaka bir yana, burada asıl önemli olan şey, Nemrut’un bu kadar büyük bir imparatorluk kurarken bile, içindeki ego ve tanrılara olan sevgisiyle kendisini tanrılaştırma yoluna gitmesiydi. Zaten bu kadar büyük heykeller yaparak, hem tanrılara hem de halkına ‘ben buradayım’ demek istemişti. Ama sonra bir baktı ki, heykelleri yaptıkça “görüntü” büyüdü, ama arkasındaki “gerçek” küçük kalmaya devam etti.
—
Günümüz Nemrut’uyla Beni Görseydi Ne Olurdu?
Gelelim bugüne… Ne olurdu? Gerçekten de Nemrut’un bu kadar büyük heykelleri yapması, onu mitolojik bir kahraman yaptı, ama bir taraftan da “gerçek” dünyada bu kadar büyük bir kişilik yaratmak, insanın kafasını karıştırıyordu. Şimdi bir gün Nemrut, modern zamanda dolaşıyor diyelim, İzmir’e gelmiş! Kafasını kaldırıp bir heykel yapmak istese, “Abi, bu kadar büyük heykel ne olacak?” diye soran ilk kişiyi kim bilir?
Bir tane tanıdığım vardı, adı Tarık. “Ağabey, Nemrut’tan bahsederken bir şey fark ettim,” dedi. “Yani çok büyük işler yapıyor gibi duruyor, ama sonuçta dev gibi taşlarla takılmak da ne bileyim, biraz tuhaf.” Cevap vermek için dilimi tutamadım: “Yok, Tarık! İnsan işini doğru yapmalı, ama bazen biraz şov da yapılmalı.” Tarık gözlüğünü düzelterek, “Evet, o zaman dünyayı fethetmek değil, ama sosyal medyada fenomene dönüşmek gerek,” dedi. Ve sanırım, bu da doğru!
—
Sonuç: Nemrut Hangi Devletin Kralı?
Peki, o zaman cevap verelim: Nemrut, Kommagene Krallığı’nın kralıdır. Ama bu koca dağda, o dev heykellerin arasında, aslında kendine bir tanrı gibi yer edinmeye çalışan bir adam vardı. Bir İzmirli olarak bakınca, biraz da “şovmen” bir tavır var, değil mi? Hani bir gün bir heykel yapıp, insanlara göstermek yerine, bunu yaparken farklı bir tarz da yaratmış. Hem büyük hem korkutucu ama bir o kadar da ilginç.
Bir de işin komik tarafı şu: Eğer Nemrut bugün yaşasaydı, sanırım sosyal medyada en fazla takipçisi olan kral olurdu. Sadece heykeller değil, influencerlık da yapardı!
Öyleyse bir sonraki sefere, “Nemrut hangi devletin kralı?” diye soranlara bir bakın ve gülümseyin. Her şeyin devasa, taş gibi göründüğünü unutmadan, bazen en güzel şeylerin arkasında, biraz daha küçük bir dünya olduğunu hatırlayın.